ISSN 1308-5301 | E-ISSN 1308-8084
BioDiCon: 12 (2)

Volume: 12  Issue: 2 - August 2019

1.Cover

Pages I - IV

ORIGINAL RESEARCH
2.Distribution and some ecological features of Acanthodactylus schreiberi Boulenger, 1878 in Anatolia
Bahadır Akman
doi: 10.5505/biodicon.2019.88597  Pages 1 - 8
Ülkemizde tek bir alanda dağılış gösteren İskenderun Kertenkelesi, Acanthodactylus schreiberi Boulenger, 1878 ile ilgili yapılan çalışmalar oldukça sınırlıdır. Yapılan bu çalışma ile A. schreiberi’nin populasyon büyüklüğü, dağılış alanının belirlenmesi, üreme ekolojisi gibi bazı ekolojik özelliklerinin ve türü tehdit eden faktörler ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma sonucunda İskenderun Kertenkelesi’nin Hatay ilinin Erzin ve Dörtyol ilçelerinde yer alan Burnaz Sahilinde 7 alanda kesikli dağılış gösterdiği belirlenmiş ve gerçekleştirilen çalışmalarının sonucu populasyon büyüklüğü 13193 birey olarak tahmin edilmiştir.
There are limited studies on the Iskenderun Lizard, Acanthodactylus schreiberi Boulenger, 1878, which is known to distribute in a single area in Turkey, up to now. This study aimed to determine the distribution area, some ecological features, population size, species threatening factors and precautions to be taken for it. As a result of the field studies, it was determined that Acanthodactylus schreiberi distributes in the 7 local areas from Burnaz Coast in Erzin district to Dörtyol district, Hatay Province. Population size estimated as 13193 specimens.

3.Directional preferences of Yellow Wagtail (Motacilla flava) (Linnaeus, 1758) subspecies migrating through Kızılırmak Delta in spring
Arzu Gürsoy Ergen, Haluk Kefelıoglu
doi: 10.5505/biodicon.2019.36855  Pages 9 - 14
Motacilla flava (Sarı kuyruksallayan) taksonlarının yönelim davranışlarını belirlemek amacıyla Kızılırmak Deltası’nda 2004 - 2006 yılları arasında ilkbahar göçü sırasında oriyantasyon kafesi deneyleri yapıldı. Kızılırmak Deltası’nda, Sarı kuyruksallayanların ilkbahar göçü mart ayı sonunda başlar, nisan ayı ortasında en yüksek seviyesine ulaşır ve mayıs ayı ortalarına doğru görece azalır. 2004 – 2006 yılları arasında beş alttür (M. f. beema, M. f. feldegg, M. f. flava, M. f. melanogrisea, M. f. thunbergi) ve iki hibride (M. f. superciliaris and M. f. dombrowskii) Busse kafesleri ile 369 oriyantasyon deneyi yapıldı. Oriyantasyon deneyleri ve halkalama çalışmaları sonuçlarına göre M. flava taksonuna ait bireyler, ilkbahar göçü sırasında büyük bir göç bariyeri olan Karadeniz’i aşmadan önce Kızılırmak Deltası’nda karışık sürüler halinde konaklamakta ve alanı dinlenme ve beslenme için kullanmaktadır. Oriyantasyon deneylerinden elde edilen sonuçlara göre M. flava’ya ait alttürler, kuzeye yönelmişlerdir. M. flava’nın ağırlıklı göç yönü, kuzeybatı (KB) ve kuzeydoğu (KD) olarak tespit edilmiştir. M. flava taksonları, Karadeniz’i aşmadan önce değil de, Karadeniz’i geçtikten sonra üreme alanlarına doğru yönelmektedirler.
The directional preferences of the Yellow Wagtail, Motacilla flava, subspecies were studied by orientation cage experiments performed during the spring migration between 2004 – 2006 in Kızılırmak Delta. Spring passage of Yellow Wagtail starts in late March, reaches a peak in mid-April, and then decreases progressively towards the mid-May at Kızılırmak Delta. 369 orientation experiments with Busse cages were conducted with the five M. flava subspecies (M. f. beema, M. f. feldegg, M. f. flava, M. f. melanogrisea, M. f. thunbergi) and two hybrids (M. f. superciliaris and M. f. dombrowskii). Both our observation and ringing data showed that the Yellow Wagtail subspecies stop-over in mixed flocks during spring migration in Kızılırmak Delta before they cross the Black Sea, which is a large migration barrier, and use this area for resting and feeding. According to the orientation experiments’ results, the subspecies showed mean orientation to the north. The predominant migration direction of M. flava subspecies were determined as northwest (NW) and northeast (NW). The taxa of this species head for north and thus they head for their breeding areas not before passing over the Black Sea, but after passing over the Black Sea.

4.The faunistic studies on Vespidae species (Hymenoptera: Vespoidea) of Adana province, Turkey
Samet Eray Yalnız, Ayla Tüzün
doi: 10.5505/biodicon.2019.09709  Pages 15 - 22
Bu çalışma 2017 yılı Haziran - Ekim aylarında Adana il merkezi ve ilçelerinden toplanan 1296 Vespidae örneği ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonunda Vespinae, Polistinae ve Eumeninae altfamilyalarından toplam 24 tür ve alttür toplanmıştır. Vespa crabro Linnaeus, 1758; Vespula (Paravespula) vulgaris (Linnaeus, 1758); Polistes (Polistes) associus Kohl, 1898; Polistes (Polistes) biglumis (Linnaeus, 1758); Allodynerus floricola floricola (de Saussure, 1853); Eumenes pomiformis (Fabricius, 1781); Ancistrocerus longispinosus (de Saussure, 1855); Ancistrocerus parietum (Linnaeus, 1758) ve Symmorphus (Symmorphus) gracilis (Brullé, 1833) Adana ili Hymenoptera faunası için yeni kayıttır. Bu çalışmayla Adana ili Vespidae faunasına katkı sağlanması amaçlanmıştır.
This study was performed with 1296 specimens of Vespidae collected from Adana province and its districts in 2017 during June and October. At the end of the study, 24 species and subspecies were collected from the subfamilies Vespinae, Polistinae and Eumeninae. Vespa crabro Linnaeus, 1758; Vespula (Paravespula) vulgaris (Linnaeus, 1758); Polistes (Polistes) associus Kohl, 1898; Polistes (Polistes) biglumis (Linnaeus, 1758); Allodynerus floricola floricola (de Saussure, 1853); Eumenes pomiformis (Fabricius, 1781); Ancistrocerus longispinosus (de Saussure, 1855); Ancistrocerus parietum (Linnaeus, 1758) and Symmorphus (Symmorphus) gracilis (Brullé, 1833) were reported as new records for Adana province. In this study, it is aimed to contribute to the Vespidae fauna of Adana province.

5.The moss flora of Pertek (Tunceli /Turkey) district
Mevlüt Alataş, Nevzat Batan, Hüseyin Erata
doi: 10.5505/biodicon.2019.24633  Pages 23 - 30
Bu çalışmada, Tunceli ili Pertek ilçesinin karayosunu florası araştırılmıştır. 2018 yılının farklı vejetasyon dönemlerinde toplanan karayosunu örneklerinin teşhis çalışmaları sonucunda, 9 familya ve 23 cinse ait toplam 46 takson belirlenmiştir. Tamamı Tunceli ili için yeni kayıt olan taksonlardan 5’i Henderson kareleme sistemine göre B9 karesi için de yeni kayıttır. Ayrıca, taksonlara ait hayat formları, ekolojik ve floristik özellikler de analiz edilmiştir.
In this study, tha moss flora of Pertek district in Tunceli province was investigated. Results of the identification of moss specimens collected in different vegetation periods the year of 2018, total 46 taxa belonging to 9 families and 23 genera were determined. 5 of the all these taxa which are new records for Tunceli are new to B9 square according to the grid-square system of Henderson. Also, life forms, ecological and floristic characteristics belong to taxa have been analysed.

6.Determination of relations between freshyield and yield components and quality characters by different methods in Sweet Corn Variety Merit
Zekiye Budak Başçiftçi
doi: 10.5505/biodicon.2019.36844  Pages 31 - 37
Bu çalışmanın amacı, şeker mısırında korelasyon, path katsayısı, regresyon analizi kullanarak bitki ıslahçıları için seleksiyon kriterleri belirlemektir. Denemeler 2009-2010 yıllarında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nin Ziraat Fakültesi Araştırma Tarlasında kurulmuştur. Araştırma materyali olarak şeker mısırı çeşidi Merit kullanılmıştır. Deneme tesadüf blokları deseninde, dört tekerrürlü olarak düzenlenmiştir. Verim ve kavuzsuz koçan ağırlığı, koçan uzunluğu, koçan çapı, koçanda tane sayısı, koçanda sıra sayısı, koçanda tane ağırlığı, bin tane ağırlığı ve kalite komponentleri olarak şeker ve nişasta belirlenmiştir. Bütün özellikler bakımından yıllar arasında istatistiki olarak farklılıklar bulunmuştur. Verim ve verim komponentleri 2009 da, 2010’dan daha düşük çıkmıştır. Sonuç olarak kavuzsuz koçan ağırlığı, taze tane verimiyle yüksek olumlu korelasyon gösterdiğinden seleksiyon kriteri olarak kullanılabilir. Bin tane ağırlığı da seleksiyon için dikkate alınabilir.
Aim of this study was to determine the selection criteria for plant breeders in sweet corn using correlation, path coefficient, regression analyses. The experiments were conducted during 2009 and 2010 at the Agricultural Faculty of Research Field, Eskisehir Osmangazi University. Sweet corn variety Merit was used as research material. The experiment was designed as randomized complete block with four replications. Yield and yield components such as ear weight (de-husked), ear length, ear diameter, number of kernels per ear, number of rows per ear, kernel weight per ear and ear yield, thousand kernel weight and as quality components sugar and starch content were determined. Statistically differences were found among year for all traits. In 2009 yield and yield components had lower than 2010. In conclusion, ear weight(de- husked) could be used as selection criterion because its highly positively correlated with grain yield. Thousand kernel weight could also be considered for selection in sweet corn breeding.

7.A case study on earlier activation of the variable toad, Bufotes variabilis (Pallas, 1769)
Abdullah Altunışık
doi: 10.5505/biodicon.2019.99608  Pages 38 - 40
Amphibians are one of the most vulnerable group that are directly affected by environmental factors. Researchers report that nearly one third of species threatened with extinction. Amphibians in the temperate zone hibernate in winter season under normal conditions and fluctuations in climate impact indirectly the summer and winter activity of these ectothermic animals. In this study, we report data on the extraordinary activity of Bufotes variabilis in winter period and evaluated that variable toad could be active throughout the year due to global climate changes.
Amfibiler, çevresel faktörlerden doğrudan etkilenen en savunmasız gruplardan biridir. Nitekim araştırmacılar, türlerin neredeyse üçte birinin neslinin tükenme tehdidinde olduğunu bildirmişlerdir. Ilıman bölgedeki amfibiler normal şartlar altında kış mevsiminde uykuya yatarlar ve iklimdeki dalgalanmalar bu ektotermik hayvanların yaz ve kış aktivitesini dolaylı olarak etkiler. Bu çalışmada, Bufotes variabilis’in kış mevsiminde olağandışı aktivitesi hakkında bir veri sunuyor ve değişken desenli gece kurbağasının küresel iklim değişikliğinden dolayı yıl boyunca aktif olabileceğini değerlendiriyoruz.

8.Myxomycetes of Kumlu and Reyhanlı districts of Hatay/Turkey province
Hayri Baba, Mine Atay
doi: 10.5505/biodicon.2019.36035  Pages 41 - 50
Bu çalışma 2015-2017 yılları arasında, Kumlu ve Reyhanlı ilçesinde 10 farklı lokaliteden toplanan örnekler üzerinde yapılmıştır. Örnekler; çeşitli yaprak ve ağaç kabukları, ağaç döküntüleri, çürümüş veya çürümemiş bitkisel materyallerden elde edilmiştir. Toplanan tüm numunelere nem odası tekniği uygulanmış ve cıvık mantar sporoforları geliştirilmeye çalışılmıştır. Bununla beraber doğal ortamında gelişmiş olan miksomisetler de toplanmıştır. Arazi ve laboratuvar çalışmaları sonucu elde edilen örneklerden 7 familya ve 13 cinse ait toplam 31 tür tespit edilmiştir.
This study has been made on the specimens which were obtained from 10 different station areas of Kumlu and Reyhanlı in 2015-2017. The samples were gathered from leaves, barks, litterfalls, decayed or unspoilt plant materials. It was tried to develop myxomycetes sporophores by applying Moist Chamber Culture to collected samples. In addition myxomycetes which grew up in their natural environments were obtained. As a result of field and laboratory studies, 31 taxa belonging to 7 families and 13 genera were identified.

9.Epiphytic lichen diversity on Quercus pubescens Willd. in Bursa province
Şaban Güvenç, Şule Öztürk, Seyhan Oran
doi: 10.5505/biodicon.2019.14622  Pages 51 - 56
Bu çalışmanın amacı, şehir ya da köy merkezinde ve merkezden uzakta bulunan Quercus pubescens üzerindeki epifitik liken çeşitliliğini karşılaştırmaktır. Kentin veya köyün merkezinde bulunan ve merkezden uzakta bulunan yerleşim yerlerinin tür çeşitliliğine dayanan koordinasyon grafiği, DCA analizi ile elde edildi. Q. pubescens üzerindeki epifitik likenlerin tür çeşitliliği ve bileşiminin yapısı Bursa şehir merkezinde ve Karacabey ovasındaki köy merkezinde bulunanlar ile çevre bölgelerde bulunanlar arasındaki farklar TWINSPAN programı kullanılarak değerlendirildi. Bu çalışmada Quercus pubescens üzerinden toplam 28 epifitik liken türü bulunmuştur. Eopyrenula leucoplaca çalışma alanındaki tüm lokalitelerde bulunmuştur. Diğer yaygın türler ise Hyperphyscia adglutinata, Physconia grisea ve Xanthoria parietina’dır. Quercus pubescens üzerindeki epifitik liken çeşitliliğinin, Bursa şehir merkezindeki ve Karacabey Ovası'ndaki köy merkezlerinden, Bursa şehir merkezindeki ve Karacabey Ovası'ndaki çevre bölgelerdeki yerlere göre değiştiği bulunmuştur.
The aim of this study is determined to compare the epiphytic lichen diversity of Quercus pubescens found in the center of the city or village, and away from the center. The ordination graph based on the settlements of species diversity located in the center of the city or village and away from the center were obtained with a detrended correspondence analysis (DCA). Differences in the species diversity and composition of the epiphytic lichens on Q. pubescens in the center of the city or village, and away from the center were evaluated using the TWINSPAN program. In this study, a total of 28 epiphytic lichen species were found on the Quercus pubescens. Eopyrenula leucoplaca was found in all the localities in the study area. The other common species were Hyperphyscia adglutinata, Physconia grisea and Xanthoria parietina. The epiphytic lichen diversity on Q. pubescens obtained from the localities in Bursa city center, and village center from Karacabey Plain comparative to the localities in the peripheral zone of Bursa city center and Karacabey Plain has shown variations.

10.The Crane Flies (Tipulidae: Diptera) fauna of the Uludağ Mountain (Turkey)
Vedat Tekinoğlu, Hakan Çalıskan
doi: 10.5505/biodicon.2019.32042  Pages 57 - 64
Bu çalışma Uludağ'dan kaydedilmiş 3 farklı cinse ait 20 farklı Tipulidae türünü sunmaktadır. Tipula (Lunatipula) subacuminata Mannheims, 1963, Tipula (Savtshenkia) rufina Meigen, 1818, Tipula (Yamatotipula) caesia Schummel, 1833 türleri çalışma alanından ilk kez kaydedilmiştir. Türlere ait Türkiye ve Dünya yayılışı bilgileri de bu çalışmada verilmektedir.
This study is recorded 20 Tipulidae species belonging to 3 different genera from Uludağ Mountain. Tipula (Lunatipula) subacuminata Mannheims, 1963, Tipula (Savtshenkia) rufina Meigen, 1818, Tipula (Yamatotipula) caesia Schummel, 1833 are recorded first time from research area. In the present study distributions in Turkey and World were also given for each species.

11.Investigation of Peganum harmala L. (Üzerlik) fruits sold in the market from the view of pharmaceutical botany
Muhammed Mesud Hürkul, Ayşegül Köroğlu
doi: 10.5505/biodicon.2019.52724  Pages 65 - 77
Peganum harmala L. (üzerlik; Nitrariaceae), tütsü olarak yaygın kullanımı dışında çeşitli sağlık sorunlarını tedavi etmek için de kullanılan, halk arasında iyi bilinen bir bitkidir. Bu çalışmada, türün ülkemizde ve dünyadaki geleneksel kullanılışı, kimyasal bileşimi ve biyolojik etkileri daha önce yapılan çalışmalar ışığında monograf şeklinde derlenmiştir. Piyasada “üzerlik” adı altında satılan P. harmala örnekleri çeşitli illerimizden satın alınmış, doğadan topladığımız örnekler ise standart olarak kullanılmıştır. Bu amaçla Ankara, Gaziantep ve Van piyasasından 10 numune satın alınmıştır. Ayrıca Haymana (Ankara)’da doğadan toplanan P. harmala örnekleri standart drog olarak kullanılmıştır. Satışı yapılan numunelerin doğru bitkiden elde edilip edilmediği ve doğru drog olup olmadığı öncelikli olarak morfolojik ve toz droğun karakteristik özellikleri yönünden anatomik çalışmalarla incelenmiştir. Ayrıca satışa sunulan bu drogların kullanım amaçlarının belirlenmesi ve halk sağlığı açısından uygun şartlarda tüketiciye sunulup sunulmadığı değerlendirilmiştir.
Peganum harmala L. (üzerlik; Nitrariaceae) is well-known herb amongst the public, which is also used to treat various health problems besides the widespread using of as a fumigant. In this study, the traditional use, chemical composition and biological effects of this plant, have been compiled as a monograph in the light of previous studies in our country and around the World. The samples of P. harmala sold under the name of "üzerlik" on the market were purchased from various districts of Turkey, as well as the samples collected from nature were used as a standard. For this purpose, 10 samples were purchased from Ankara, Gaziantep and Van markets. In addition, P. harmala samples collected from nature in Haymana (Ankara) were used as standard drugs. Morphological and anatomical structures of powdered drug samples were investigated to determine whether the samples were correctly obtained and whether they were the right drugs. In addition, the intended use of these herbal drugs have been determined and the sales forms were evaluated in terms of public health.

12.The Flora of Karz (Garez) Mountain (Tatvan, Bitlis/ Turkey)
Ali Murat Keser, Fevzi Özgökçe
doi: 10.5505/biodicon.2019.46220  Pages 78 - 91
Bu çalışma ile Karz (Garez) Dağı (Tatvan–Bitlis) Florası araştırıldı. 2009-2011 yılları arasında gerçekleştirilen bu araştırmanın arazi çalışmaları sonucunda yaklaşık 2000 bitki örneği toplandı. Toplanan bu bitki örneklerinin teşhisi sonucu alanda; 61 familya ve 286 cins’e ait 409 tür, 162 alttür ve 81 varyete olmak üzere toplam 652 tür ve türaltı takson tespit edilmiştir. Bu 652 taksonun 3’i Pteridophyta, 649’u Spermatophyta divisiosuna aittir. Spermatophyta üyelerinden 3’ü Gymnospermae ve 646’sı Angiospermae alt divisiosuna dahildir. Angiospermae’lerin 559’u Dicotyledones ve 87’i Monocotyledones sınıfında yer almaktadır. Alandan toplam 65 (% 9,96) endemik takson belirlenmiştir. Mevcut taksonlardan 3 tanesinin B9 karesi için yeni kayıt olduğu tespit edilmiştir.
This research covers the flora of Karz (Garez) Mountain (Tatvan-Bitlis). As result of the field survey carried out between 2009 and 2011, 2000 plant specimens have been collected. According to the taxonomical identification of these materials; 286 genera, 409 species, 162 subspecies and 81 varieties belonging to 61 families were determined. A total of 652 taxa have been determined from the area. 3 species of the total 652 taxa is belonging to Pteridophyta division and 649 taxa are belonging to Spermatophyta division. Gymnospermae and Angiospermae subdivisions have 3 and 646 taxa respectively. In Angiospermae, Dicotyledones and Monocotyledones include 559 and 87 taxa respectively. A total of 65 (9.96 %) endemic species have been determined from the area. It is determined that 3 taxa are new record for square B9.

13.Investigation of morphological and anatomical features of herbal materials sold under the name of “Kiraz Sapı”
Gülsen Kendir, Ayşegül Köroğlu
doi: 10.5505/biodicon.2019.03511  Pages 92 - 102
Cerasus avium (L.) Moench (Kiraz), kışın yapraklarını döken, meyvelerinden dolayı yaygın şekilde kültürü yapılan ağaç formunda bir bitkidir. Kuzey Anaolu’da doğal olarak yetişmektedir. Meyveleri gıda olarak tüketildiği için yaygın olarak kültürü yapılır. Türkiye dünyanın en büyük kiraz üreticilerinden biridir. Bitkinin yaprak, meyve ve meyve sapları tedavi edici özellikleri nedeniyle geleneksel olarak kullanılır. Meyve sapları halk arasında diüretik ve vücudu güçlendirici olarak, ayrıca ishal kesici etkisi nedeniyle tüketilmektedir. C. vulgaris Miller (vişne) meyve sapları da aynı amaçla “kiraz sapı” adı ile satılmaktadır. Çalışma, Türkiye’nin 5 farklı bölgesine ait 5 farklı ilden satın alınan 13 farklı örnek üzerinde yürütülmüştür. Standart örnek olarak kullanılmak üzere Ankara çevresinden taze örnekler toplanmıştır. Standart örnekler ve piyasadan temin edilen örneklerin morfolojik özellikleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Standart örneklerin (beyaz ve kırmızı meyveye sahip kiraz örnekleri) meyve saplarından enine ve yüzeyel kesitler alınarak anatomik yapıları belirlenmiştir. Örnekler toz edilerek de karekteristik yapıları incelenmiştir. Ayrıca, Cerasus vulgaris (vişne) meyve sapının anatomik ve morfolojik özellikleri de karşılaştırmalı olarak çalışılmıştır. C. vulgaris meyve saplarının kiraz saplarından genellikle daha uzun olduğu gözlenmiştir. C. avium ve C. vulgaris türlerinin meyve saplarının anatomik yapı açısından bir farklılık göstermediği, ancak kiraz ve vişne örneklerinin druz yoğunluğu açısından farklılık gösterdiği belirlenmiştir.
Cerasus avium (L.) Moench (Kiraz) is deciduous tree that has been widely cultivated due to its fruits. It grows naturally in the north Anatolia. Since İts fruits are consumed as food, they are widely cultivated. Turkey is one of the largest cherry producers in the world. Its leaves, fruits and fruit stalks are traditionally used due to their therapeutic properties. The fruit stalks are consumed as a diuretic and strengthening among folk, and also due to its diarrhoeal cutter effect. Fruit stalks of C. vulgaris Miller (vişne) are sold with the same purpose the name of as “kiraz sapı”. The study was carried out on 13 different samples purchased from 5 different cities belong to 5 different regions of Turkey. The fresh samples were collected from around Ankara to be used as the standard sample. Morphological features of the standard samples and the samples obtained from the market were examined comparatively. The cross and superficial sections were taken from fruit stalks of the standard samples (sweet cherry samples with white and red fruits) and their anatomical structures were determined. The samples were also powdered and their characteristic structures were examined. In addition, anatomical and morphological features of Cerasus vulgaris (vişne) fruit stalks were also studied comparatively. C. vulgaris fruit stalks were observed to be usually longer than sweet cherry fruit stalks. C. avium and C. vulgaris fruit stalks showed no difference in terms of the anatomical structure, but they were d to differ in terms of druse density.

14.Antifeedant Effects of Essential oil of Mentha longifolia subsp. longifolia L. HUDSON (Lamiaceae) on Subcoccinella vigintiquatuorpunctata L. (Coleoptera: Coccinellidae)
Hilal Yıldırım, Çağrı Bekircan, Ersan Bektaş
doi: 10.5505/biodicon.2019.27928  Pages 103 - 108
Türkiye’de Mentha longifolia subsp. longifolia L. HUDSON (Lamiaceae)‘dan elde edilen uçucu yağların Ordu ilinden toplanan S. vigintiquatuorpunctata (Coleoptera: Coccinellidae) üzerine antifeedant (beslenmeyi engelleyici) etkisi araştırılmıştır. Zararlı böceklere karşı bitkilerin korunması genellikle kimyasal insektisitler kullanılarak yapılmaktadır. Fakat kimyasal insektisit kullanımı ekosistem için ciddi riskler oluşturmaktadır. Son zamanlarda bilim adamları, kimyasal insektisitler yerine bitkilerden elde edilen uçucu yağların (fitokimyasalların) kullanımı üzerine araştırmalara odaklanmışlardır. Benzer şekilde, M. longifolia subsp. longifolia L.‘dan elde edilen uçucu yağ 5 farklı dozda (312,5, 625, 1250, 2500 ve 5000 ppm) hazırlanmıştır. Sonuç olarak M. longifolia subsp. longifolia L.‘dan elde edilen uçucu yağların S. vigintiquatuorpunctata türü üzerinde güçlü bir antifeedant etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Mentha longifolia bitkisinden elde edilen uçucu yağın artan derişimleri ile antifeedant etki arasında pozitif korelasyon korelasyon (r = 0,733, P < 0,005) belirlenmiştir. Antifeedant etki 5000 ppm derişiminde maximuma ulaşmıştır. 5000 ppm için AFI değeri 71,88± 6,4 tür. Buna ek olarak, GC-MS ile M. longifolia subsp. longifolia yapraklarından elde edilen uçucu yağın kimyasal bileşenleri belirlenmiştir. M. longifolia subsp. longifolia bitkisinden elde edilen uçucu yağda ana bileşen olarak %39,58 oranında 2-Cyclohexen-1-one ve ikinci olarak ta %16,97 oranında p-Menthone tespit edilmiştir.
Antifeedant activity of essential oils obtained from Mentha longifolia subsp. longifolia L. HUDSON (Lamiaceae) against S. vigintiquatuorpunctata (Coleoptera: Coccinellidae) adults that are collected from Ordu were tested in Turkey. In general, protection of plants against pests is performed using chemical insecticides, However the use of chemical insecticides on control of the insects creates serious risks on the ecosystem. Lately, scientists are focused on studies about using essential oils obtained from plants (phytochemicals) as alternatives to chemicals insecticides for pest control. Similarly essential oils obtained from M. longifolia subsp. longifolia L. was prepared in 5 different doses (312.5, 625, 1250, 2500 and 5000 ppm). As a result, essential oils obtained from M. longifolia subsp. longifolia L. were seen to have strong antifeedant effects. It were determined positive correlation (r = 0.733, P < 0.005) between increasing concentrations of the essential oils obtained from Mentha longifolia L. and AFI indices. The AFI value reached a maximum at 5000 ppm. The AFI value for 5000 ppm is 71.88 ± 6.4. Additionally, chemical composition of essential oil of M. longifolia subsp. longifolia leaves were determined by GC-MS analysis. The main component of essential oil of M. longifolia subsp. longifolia was 2-Cyclohexen-1-one (39.58) and second one was p-Menthone (16.97%).

15.The floristic structure of the Artvin-Soğanlı Village (Turkey) and the traditional usage of these plant taxa in this region
Arzu Ergül Bozkurt, Zafer Cemal Ozkan, Diren Uycan Saraç
doi: 10.5505/biodicon.2019.04796  Pages 109 - 118
Yeşil doğasıyla ünlü Artvin, bitki çeşitliliği açısından çok zengin bir floraya sahiptir. Genellikle yörede Karadeniz iklimi hâkim olmasına karşın, kısmen de Akdeniz iklimi (özellikle Çoruh Nehri yakınlarında) görülmektedir. Soğanlı köyü Artvin-Ardanuç ilçesinde bulunmaktadır. Bu köyün şehir merkezine uzaklığı 35 kilometre ve yükseltisi 850 m’dir. Bu çalışmada, Artvin-Soğanlı köyünün floristik yapısı ve yörede bulunan tıbbi ve aromatik bitki taksonlarının geleneksel kullanımı araştırılmıştır. Bitkiler uzun yıllardan beri beslenme, tedavi ve böcek ilacı gibi farklı amaçlarla kullanılmaktadır. Yerel floristik araştırmalar ve yöre halkının bitkilerin kullanımına ilişkin bilgileri hayati önem taşımaktadır. Çünkü eğer bu bilgiler nesilden nesile aktarılmazsa geleneksel bitki kullanımı hakkındaki bilgiler gelecekte yok olacaktır. Araştırma sonucunda 189 doğal bitki taksonu tespit edilmiştir ve bu bitki taksonlarından etnobotanik öneme sahip olanlarının familyaları, bilimsel adları, kullanım alanları ve geleneksel kullanım biçimleri belirtilmiştir.
Artvin, which is famous for greenery land, has a very rich flora in terms of plant diversity and richness. It has Blacksea climate and place in place has the Mediterranean climate (especially near Coruh River). Soğanlı village is located in the province of Artvin-Ardanuç. This village distance from the city center is 35 km and it has 850 m altitude. In this study, The floristic structure of the Artvin-Soğanlı Village is researched. And also the medicinal and aromatical plant taxa and their traditional usage of this region were investigated. Plants have been used for different purposes such as food, medicine, pesticide etc. for a long time. Local floristic investigation and individuals knowladge about the traditional usage of plant taxa are vital important issue because if these knowladge would not be transferred generation to generation, local traditional usage of plant taxa will be disappered. As a result of the study 189 naturally plant taxa were identified and families, scientific names, usage parts, traditional usage of these plant taxa, which had have ethnobotanical importance, were indicated.

16.Anatomical, Palynological and Achene Micromorphological Characteristics of Cousinia boissieri Buhse (Sect. Leiocaules, Asteraceae) Growing in Turkey
Deniz Ulukuş
doi: 10.5505/biodicon.2019.98752  Pages 119 - 125
Seksiyon Leiocaules Bunge içinde yer alan C. boissieri Buhse türü iki yıllık veya çok yıllık otsudurlar, genellikle İran, Türkiye ve Irak’ın kuru, taşlık yamaçlar, ve bozkır alanlarında yetişir. Bu çalışmada, C. boissieri türünün mikromorfolojik, anatomik ve palinolojik özellikleri incelenmiştir. Ayrıca, renkli fotoğraf ve dağılış haritası sunulmuştur. Korteks hücrelerinin saysısı, orta damardaki iletim demetlerinin sayısı ve orta damar şeklinin önemli bir sistematik karakter olduğu bulunmuştur. Polen tanelerinin apertür tipi trikolporat ve polen şekli prolat-siferoidaldir. SEM mikroskop incelemeleri gösterdiki polen ekzin yüzey süsleri verrukattır. Ayrıca bu çalışmada ilk kez Cousinia cinsine ait olan bir türün akenleri mikromorfolojik yönden incelenmiş ve aken yüzey süsleri ağsı olarak tespit edilmiştir. Akenin bu mikromorfolojik özelliği taksonomik amaçlar için kullanılabilir.
Cousinia boissieri Buhse, belonging to section Leiocaules Bunge, is biennial or perennial herbaceous usually growing dry, stony slopes and steppe in the Iran, Turkey and Iraq. In present study, the micromorphological, anatomical and palynological features of this species have been examined. In addition, distribution map and coloured photographs of Cousinia boissieri are presented. Number of cortex cells, number of vascular bundles in midrib and midrib shape are found to be significant characters. Pollen grains are tricolporate aperture and prolate-spheroidal shape. Scanning Electron Microscopy investigations showed that exine sculpturing pattern of pollen grains is verrucate. Pollen features can be useful character for separating to species belonging to Cousinia genus. Morever in this study first time of a species belonging to Cousinia genus is examined achenes micromorphological and surface ornamentation of achene coat is found as reticulate. This micromorphologic features of achene can be used for taxonomic purposes.

17.Flora of Büyükorhan and Harmancık Districts (Bursa/Turkey)
Gülşah Bağçıvan, Ruziye Daşkın
doi: 10.5505/biodicon.2019.70298  Pages 126 - 140
Bu çalışma Bursa ilinin güneyinde bulunan Büyükorhan ve Harmancık ilçelerinin florasını kapsamaktadır. Çalışma alanından 2011-2017 yılları arasında 72 farklı istasyondan toplanan yaklaşık 1805 bitki örneğinin teşhisi sonucunda 80 familya, 312 cins ve 634 takson tespit edilmiştir. Bu taksonlardan 7’si Pteridophyta bölümüne, 627’si Spermatophyta bölümüne aittir. 627 taksondan 6’sı Pinophytina, 621’i Magnoliophytina alt bölümündedir. 621 taksondan 533’ü Magnoliopsida, 88’i Liliopsida sınıfındadır. Taksonların fitocoğrafik bölgelere göre dağılımları ve oranları Akdeniz elementi 131 (% 20,66), Avrupa-Sibirya elementi 82 (% 12,93), İran-Turan elementi 33 (% 5,21) ve çok bölgeli yada bölgesi bilinmeyenler 388 (% 61,20) şeklinde bulunmuştur. Endemik takson sayısı 56 olup endemizm oranı % 8,8’dir. Endemik taksonların tehlike kategorilerine göre dağılımı verilmiştir. En fazla takson içeren familyalar ve takson sayıları Asteraceae (84), Fabaceae (67), Lamiaceae (46), Poaceae (39) ve Caryophyllaceae (36)’dir. En fazla takson içeren cinsler ve takson sayıları şu şekildedir; Trifolium (20), Hypericum, Verbascum, Veronica (10), Galium, Vicia (9) and Alyssum, Salvia (8).
This study consists of the Flora of Büyükorhan and Harmancık districts that are located in the south of Bursa province. During the study, 1805 plant specimens have been collected from 72 different stations in the research area between 2011 and 2017. At the end of identification, 634 taxa belonging to 312 genera and 80 families have been determinated. The distribution of total taxa according to divisio, subdivisio and classis is as follows: 7 taxa in Pteridophyta division, 626 taxa in Spermatophyta division, 6 taxa in Pinophytina subdivision, 621 taxa in Magnoliophytina subdivision, 533 taxa in Magnoliopsida and 88 taxa in Liliopsida classis. The distribution of the taxa according to the phytogeographical regions and their rates are as follows; Mediterranean elements 131 (20,66 %), Euro-Siberian elements 82 (12,93%), Irano-Turanian elements 33 (5,21%) and multireginal or unknown originated 388 (61,20 %). The number of endemic taxa is 56 and the rate of endemism is 8,8 %. The distribution of endemic taxa according to threat categories has been given. The largest families are respectively, Asteraceae (84), Fabaceae (67), Lamiaceae (46), Poaceae (39) and Caryophyllaceae (36). The genera containing highest number of taxa are Trifolium (20), Hypericum, Verbascum, Veronica (10), Galium, Vicia (9) and Alyssum, Salvia (8).

18.Comparative anatomical and morphological studies on six Muscari species (Asparagaceae)
Burcu Yılmaz Çıtak, Hüseyin Dural, Tuna Uysal
doi: 10.5505/biodicon.2019.92408  Pages 141 - 150
Bu çalışmada, altı Muscari türünün anatomik ve morfolojik özellikleri incelendi ve bu karakterlerin desteği ile taksonomik akraba ilişkileri tayin edildi. Muscari macrocarpum hariç, diğerleri ülkemiz için endemik olup, bu türler M. bourgaei, M. sandrasicum, M. racemosum, M. turcicum ve M. vuralii olarak sayılabilir. Morfometrik analizler kapsamında, çok sayıda morfolojik ve anatomik karakter kullanılarak Muscari türlerinin karakteristiğini belirlemek için oluşturulan dendogram bu karakterler hakkında çok önemli bilgiler verdi. Taksonomik olarak elde edilen sonuçlar, anlamlı olarak, Türkiye Florası’nda önceki taksonomik belirlemeleri destekledi. Sonuçlar, taksonların steril çiçekler, sapdaki kalın kutikula ve iki sıralı iletim demeti gibi özellikler bakımından benzer olduğunu gösterdi. Ancak, sap, yaprak ve çiçeklere ait bazı özelliklerin il olarak taksonlar arasında belirleyici karakterler olduğu ve bu taksonların birbirinden ayrılmasında taksonomik öneme sahip olduğu bulundu.
In this paper, the anatomical and morphological traits of six Muscari species were examined and the taxonomical relationships were assessed by assisting of these characters. Except from Muscari macrocarpum, the others are endemic species for our country and they could be counted as M. bourgaei, M. sandrasicum, M. racemosum, M. turcicum and M. vuralii. In scope of morphometric analyses, many numbers of morphologic and anatomic characters were used to determine the diagnostic of Muscari species and the created dendrogram gave very important information about them. Taxonomical obtained results supported the previous taxonomical assignments meaningfully in Flora of Turkey. The outcomes revealed that the taxa were similar in some aspects with such as sterile flowers, thick cuticle of scape and two rowed vascular bundles of scape. However, some features belonging to scape, leaves and flowers were primarily diagnostic characters among taxa, and they were founded having taxonomic value in the distinction of these taxa from each other.

19.Current Population Sizes, Distribution Areas and Re-Evaluated IUCN Categories of Rare and Endemic Species from Central Anatolia, Turkey: Salsola grandis, Scutellaria yildirimlii and Sideritis gulendamii
Merve Yıldırım, Gül Ayyıldız, Ali Murat Keser, Gül Nilhan Tuğ, Ahmet Emre Yaprak
doi: 10.5505/biodicon.2019.99609  Pages 151 - 160
Salsola grandis, Scutellaria yildirimlii and Sideritis gulendamii marnlı-jipsli topraklarda yetişen nadir ve endemik türlerdir. Bu türlerin parçalı yayılış göstermelerinin nedeni özel habitat tiplerine ihtiyaç duymalarıdır. Bu çalışmanın amacı, bu endemik türler için mevcut popülasyon büyüklüğü, yayılış alanı ve tehdit faktörlerini belirlemek ve yeni lokalitelerin keşfedilmesinin bir sonucu olarak artan popülasyon büyüklüğü ve yayılış alanlarından dolayı 2012 IUCN Kırmızı Liste Sınıfları ve Ölçütlerine göre tehlike kategorisini tekrar değerlendirmektir. Küçük popülasyonların mevcut popülasyon büyüklüğünü belirlemek için olgun bireyler tek tek sayılmıştır. Nispeten daha büyük popülasyonlar için olgun bireylerin sayısı 25 m2 büyüklüğünde rastgele seçilen örneklik alanlar ile tahmin edilmiştir. Yeni lokaliteleri dahil olmak üzere toplam 4 lokaliteye sahip olan Sa. grandis’in yaşam alanı 16 km2 ve yayılış alanı 3529 km2’dir. Tahmin edilen toplam birey sayısı 6067’dir. Toplanan veriler yeniden değerlendirildiğinde bu türün EN kategorisine ait olmasına rağmen yakın gelecekte yok olma riskine ilişkin olarak en uygun kategorinin CR olduğu düşünülmektedir. Sc. yildirimilii 24 km2 yaşam alanı ve 1305 km2’lik yayılış alanı ile 6 lokalitede yayılış göstermektedir. Tahmin edilen toplam birey sayısı 92934’tür. Elde edilen sonuçlar göz önüne alındığında Sc. yildirimlii 2012 IUCN kriterlerine göre yayılış alanı ve yaşam alanı bakımından EN kategorisine girerken lokalite sayısı bakımından VU altında sınıflandırılmıştır. Bununla birlikte EN kategorisinin bu tür için çok daha uygun olduğuna inanılmaktadır. Yaşam alanı ve yayılış alanı sırasıyla 28 km2, 5997 km2 olan Si. gulendamii 7 lokaliteye sahiptir. Tahmin edilen toplam olgun birey sayısı 20563’tür. Yayılış alanı, lokalite sayısı ve tehdit faktörleri tekrar göz önüne alındığında 2012 IUCN Kırmızı Liste Sınıfları ve Ölçütlerine göre EN kategorisinde yeniden değerlendirilmektedir.
Salsola grandis, Scutellaria yildirimlii and Sideritis gulendamii are rare and edaphic endemic species, which grow on marly-gypseous soils. The reason that there exists discontinuous distribution for these species is because they need special habitat type. In this study, it is aimed to determine the current population size, distribution area and threat factors for these endemic species. It is also aimed to re-evaluate the IUCN threat category according to 2012 IUCN Red List Category and Criteria because an increase in the population size and the distribution areas were determined by the discovery of the new localities. For small populations, the population size was assessed by counting mature individuals one by one. For relatively larger populations, the number of mature individuals were estimated via randomly chosen sampling areas with the size of 25 m2. Including the new localities, 4 localities of Sa. grandis have the occupancy area of 16 km2 and the extent of occurrence area of 3529 km2. The estimated value of total number of mature individuals is 6067. Although the re-evaluation of collected data suggests that this species belongs to EN category, it is considered that CR category is the most suitable category for Sa. grandis regarding the risk of extinction in the near future. Sc. yildirimilii is distributed through 6 localities with the area of occupancy of 24 km2 and the extent of occurrence of 1305 km2. The estimated value of total number of individuals is 92934. Obtained results suggests that Sc. yildirimlii belongs to the category EN in terms of the extent of occurrence and the area of occupancy whereas it is categorized under VU in terms of number of locations according to 2012 IUCN criteria. However, it is believed that EN category is much more suitable for this species. Si. gulendamii, whose area of occupancy and extent of occurrence are 28 km2 and 5997 km2, respectively, has 7 localities. The estimated value of total number of mature individuals is 20563. Therefore, Si. gulendamii is re-evaluated in EN category according to 2012 IUCN Red List Categories and Criteria taking into account the extent of occurrence, number of locations and threat factors.

20.A new species of Lathyrus cirpicii F.Güneş (Fabaceae) from Turkey
Fatma Güneş
doi: 10.5505/biodicon.2019.66375  Pages 161 - 168
Lathyrus cirpicii Türkiye’den yeni bir tür olarak tanımlandı. Bu tür morfolojik olarak, L. annuus, L. hierosolymitanus and L. cassius’a çok benzemektedir ancak gövdenin genişliği, çiçek saplarının uzunluğu, çiçeklerin büyüklüğü, çiçek durumundaki çiçek sayısı, parlak kırmızı çiçek rengi, uzun ve geniş dişi organ, meyve üzerindeki kanatların daha geniş olması ve tohum şekli gibi farklılıkları vardır. Polen ve tohum yapısı electron mikroskobu (SEM) ve ışık mikroskobu (LM) ile incelenmiştir. Türün detaylı bir betimi, yaşama alanı, yayılışı hakkında bilgi, coğrafyası ve korunma durumu, çizimi ve bazı fotoğraflar çalışmaya eklenmiştir.
Lathyrus cirpicii was described as a new species from Turkey. This species is most morphologically similar to L. annuus, L. hierosolymitanus and L. cassius but it have some differs like broader stems, longer pedicels, larger flowers, more-flowered peduncles, bright-red corollas, linear-oblong pistils, widely keeled upper sutures of legumes and subprolate seeds. The pollen and seed structure of L. cirpicii and related species is described using scanning electron microscopy (SEM) and light microscopy (LM). A detailed description, information about the habitat, distribution, phytogeography and conservation and illustrations of the new species are also added.

21.Chromosome number and karyomorphologic studies of endemic Astragalus victoriae Podlech & Kirchhoff
Meryem Bozkurt, Kuddisi Ertuğrul, Tuna Uysal
doi: 10.5505/biodicon.2019.02486  Pages 169 - 172
Bu makale, Türkiye'de Astragalus victoriae Podlech & Kirchhoff türünün kromozom sayısı ve morfolojisi ile ilgili bilinen ilk rapordur. Karyomorfolojik analizler kromozom uzunluğu, sentromer pozisyonu, kol oranları (kısa/uzun) ve asimetri indekslerinin belirlenmesini içermektedir. Analizlerde, diploid kromozom sayısı 2n = 2x = 16 olarak belirlenmiş ve bu veri bitki kromozom sayı indeksinde (IPCN) cins için önerilen temel kromozom sayısı ile tutarlıdır. A. victoriae'nin karyotipi, metasentrik ve submetacentrik kromozomlardan oluşur ve bu tür kromozom uzunlukları açısından oldukça farklı görünür (CVCL: 30.774). Kromozom formülü 2sm+14 m olarak belirlenmiş olup, kullanılan kromozom indekslerine göre tür simetrik kromozomlardan oluşmaktadır (AI: 2.958, CI: 46).
This paper is the first report known concerning with chromosome number and morphology of Astragalus victoriae Podlech & Kirchhoff in Turkey. Karyomorphological analyses includes the chromosome length, centromer position, the arms rates (short/long) and asymmetry indices. In the analyses, the chromosome number of A. victoriae was determined as 2n = 2x = 16 and this data was consistent with the suggested chromosomal counts in Index to Plant Chromosome Numbers (IPCN) for the genus. The karyotype of A. victoriae consists of metacentric and submetacentric chromosomes and the species is seen fairly different from in points of chromosome lengths (CVCL: 30.774). The chromosome formula has been determined as 2sm+14m and the species consists of symmetric chromosomes (AI: 2.958, CI: 46).

22.Distribution, diversity, habitat preferences, and interactions with environmental variables of ostracod (Crustacean) species living in Gulf of Gemlik (The Sea of Marmara, Turkey)
Ferda Perçin Paçal, Selçuk Altınsaçlı, Saltuk Buğra Arısal, Hüsamettin Balkıs
doi: 10.5505/biodicon.2019.03522  Pages 173 - 184
Marmara Denizi’nin güneydoğusunda yer alan Gemlik Körfezi, sanayi tesislerinin yoğunluğu, nüfus artışı ve kentleşme nedeniyle kirlik tehdidi ile karşı karşıyadır. Bu çalışmada Gemlik Körfezi’nde yaşayan ostrakod türleri belirlenerek, dört mevsim boyunca ekolojik parametlerle ostrakod türlerinin etkileşimleri araştırılmıştır. (Ağustos 2011, Kasım 2011, Şubat 2012, Mayıs 2012). 1-96 m arasındaki derinliklerden sekiz familyaya ait 25 ostrakod türü tespit edilmiştir. Gemlik Körfezi’nde en yüksek bolluğa sahip ostrakod türleri olarak Loxoconcha rhomboidea, Xestoleberis communis, Xestoleberis aurantia ve Aurila convexa belirlenmiştir. Spearman korelasyonuna göre ostrakod birey sayısı ile çözünmüş oksijen, sıcaklık, pH ve tür sayısının pozitif ilişkili olduğu belirlenmiştir. Ostrakod birey sayısının, derinlik ve tuzluluk ile de negatif ilişkili olduğu gözlenmiştir.
The Gulf of Gemlik, located in the southeast of the Sea of Marmara, is facing a pollution threat due to intense of industrial facilities and urbanization with population growth. This study determined the living ostracod species in the Gulf of Gemlik and investigated their interactions with ecological parameters during a four-season period (August 2011, November 2011, February 2012, May 2012). Twenty-five ostracod species belonging to eight families were identified between at depths 1–96 m. The most abundant ostracod species in the gulf was Loxoconcha rhomboidea, Xestoleberis communis, Xestoleberis aurantia, and Aurila convexa. Positive correlations were observed between the individual numbers with dissolved oxygen, temperature, pH, and species numbers, according to Spearman correlations. Negative relationships were observed between individual numbers/depth and individual numbers/salinity.

23.The effect of royal jelly on some biological and morphological characteristics of Trichogramma brassicae (Hymenoptera: Trichogrammatidae)
Fatemeh Farsı, Samaneh Malek Shahkouyi, Jamasb Nozarı, Vahıd Hosseininaveh
doi: 10.5505/biodicon.2019.69775  Pages 185 - 192
Parazitoid arıların beslenmesi biyolojik kontrol ajanlarının etkinliğini sağlamada zorunlu bir faktördür. Doğal kaynakların kalitesi, zindelik ve doğurganlıklarına bağlı olarak parazitoitlerin morfolojilerini, biyolojilerini ve fizyolojilerini farklı yönlerden etkileyebilir. Deneyin arkasındaki mantık, laboratuvar şartlarında farklı konsantrasyonlarda arı sütü (RJ) çözeltisinin parazitizm oranı ve morfolojik özelliklerine (kanat büyüklüğü ve şekil varyasyonu) odaklı olarak Trichogramma brassicae Bezdenko (Hym.: Trichogrammatidae) biyolojisi üzerindeki etkisini araştırmaktır. Sonuçlar, % 0.5 gml-1 arı sütü / bal suyu çözeltisi ile beslenmenin parazitizm oranını arttırdığını göstermiştir (ortalama = % 75.06 ± SE 6.03, n = 15). En düşük parazitizm oranı, RJ’siz beslenen dişilerde görülmüştür (ortalama = % 46.26 ± SE 8.03, n = 15). Ağırlık matrislerinde şekil değişkenleri olarak önemli farklılıklar vardı, ancak bağımsız örneklem t-testine göre, ağırlık merkezi boyutunda (boyut değişkeni olarak) anlamlı bir fark bulamadık. Besin takviyelerinin arttırılması, T. brassicae'nin bazı biyolojik özelliklerini etkileyebilmiştir. Arı sütünün parazitoid arının morfolojik ve biyolojik özelliklerine faydalı bir etkisi olduğunu savunuyoruz.
The feeding of parasitoid wasps is a forcible factor in ensuring the efficiency of biological control agents. The quality of natural resources can affect different aspects of morphology, biology and physiology of parasitoids which are linked to their fitness and fecundity. The logic behind the experiment was to study the effect of different concentrations of royal jelly (RJ) solution, on the biology of Trichogramma brassicae Bezdenko (Hymenoptera: Trichogrammatidae) with focus on rate of parasitism and morphology traits (wing size and shape variation) under laboratory conditions. Results showed that feeding with 0.5% gml-1 royal jelly/honey water solution have increased rate of parasitism (mean= 75.06%± SE 6.03, n=15). The lowest rate of parasitism occurred in females fed without RJ (mean= 46.26%± SE 8.03, n=15). There were significant differences in weight matrices as shape variables, but according to independent sample t-test, we did not find any significant difference in centroid size (as size variable). Enhancing nutritional supplements has been able to influence some biological characteristics of T. brassicae. We argue that there was beneficial effect in royal jelly on morphological and biological traits in parasitoid wasp.

24.Geopora clausa, A New Hypogeous Ascomycete Record for Turkey
Yasin Uzun, Abdullah Kaya
doi: 10.5505/biodicon.2019.21931  Pages 193 - 196
Geopora clausa (Tul. & C. Tul.) Burds. (Pyronemataceae), Trabzon’un Araklı ilçesinden toplanan örneğe bağlı olarak, Türkiye’den ilk kez yeni kayıt olarak rapor edilmiştir. Takson kısaca betimlenmiş ve makro ve mikromorfolojisine ilişkin fotoğrafları verilmiştir.
Geopora clausa (Tul. & C. Tul.) Burds. (Pyronemataceae) is reported as new record for the first time from Turkey, based on the samples collected from Araklı district of Trabzon province. The taxon is described briefly and the photographs related to its macro and micromorphology are provided.

25.The Herpetofauna of the Province of Hatay (East Mediterranean Turkey)
Mehmet Zülfü Yıldız, Burhan Sarıkaya, Mehmet Akif Bozkurt
doi: 10.5505/biodicon.2019.93685  Pages 197 - 205
Bu çalışmanın amacı Hatay’da yaşayan amfibi ve reptil türlerinin belirlenmesidir. Bu amaçla; 2016 yılının Mart, Nisan, Mayıs, Temmuz, Eylül ve Ekim ve 2017 yılının Mart ve Mayıs aylarında, Hatay ilinin tüm bölgelerini kapsayacak şekilde arazi çalışmaları düzenlenmiştir. Bu çalışmalar sonucunda Hatay ilinde dağılış gösteren dört familyaya ait beş kuyruksuz kurbağa türü bir familyaya ait iki kuyruklu kurbağa türü, beş familyaya ait altı kaplumbağa türü, yedi familyaya ait 17 kertenkele türü ve dört familyaya ait 22 yılan türü olmak üzere toplam 52 amfibi ve reptil türü belirlenmiştir. Bu çalışma ile Trapelus lessonae (De filippi, 1865) ve Eirenis barani Schmidtler, 1988 türleri Hatay ili için ilk kez tespit edilmiştir. Hatay ili ve civarının herpetofaunası ile ilgili güncel bilgiler sunulmuştur.
In this research, it is intended to determine amphibian and reptile species distributed in Hatay province (East Mediterranean region, Turkey). For this aim, it is realized herpetological trip to al region of the province of Hatay in March, April, May, July, September and October in 2016 and in March and May in 2017. As a result of this study, it is recorded five anuran, two urodela species belong to five families, six chelonian belong to 5 families, and 17 lizard belong to seven families and 22 snake species belong to four families in the province Hatay (7 amphibians and 45 reptiles in total). As a result of this project; Trapelus lessonae (De filippi, 1865), and Eirenis barani Schmidtler, 1988 were recorded for in the province of Hatay in first. We report the most updated information regarding the herpetofauna of Hatay province.

26.Autism: Evaluation of psychological, biochemical and environmental factors
Fatih Kar, Ömer Cihaner, Ceyhan Hacıoğlu, Güngör Kanbak
doi: 10.5505/biodicon.2019.47450  Pages 206 - 212
Otizm spektrum bozukluklarının altında yatan anormal biyokimyasal ve psikolojik mekanizmaları anlamak, çevresel etmenlerin sebep olduğu etkileri belirlemek, araştırmacılar ve klinisyenler için heyecan verici çalışmalardır, çünkü otizmin temel nedenleri hakkındaki anlayışımızda yapılan araştırmaların tanı, tedavi ve prognoz için yeni yaklaşımlara yol açması beklenmektedir. Bu derleme, otizm nedenleri ve tedavisi için üzerinde durulan, beyinde yapılan MRI araştırmaları, son zamanlarda belirlenen biyokimyasal belirteçler ve çevresel etmenlerin sebep olduğu etkiler üzerinde duracaktır.
Understanding the abnormal biochemical and psychological mechanisms underlying autism spectrum disorders, identifying the impacts caused by environmental factors, and exciting studies for researchers and clinicians are important because research on our understanding of the main causes of autism is expected to lead to new approaches to diagnosis, treatment and prognosis. This review will focus on the effects of recent studies on biochemical markers and environmental factors, including MRI studies in the brain, which focus on the causes and treatment of autism.

27.Contents

Page E1
Abstract | Full Text PDF

Quick Search





LookUs & Online Makale